Share article seydişehirinhavası kirli: http://seydisehirinhavasi.over-blog.org/ Ey zalim Dünyada Esir Çoçuk BİR TABLO ...

|
|
|
|
Toplam 0 yorum | Bölüm: Güncel
haber | 03.12.2007 - 12:49:28 | Yazdırın | Tavsiye edin
Anahtar Sözcükler Yatağan Termik santral Ölüm
Muğla'nın Yatağan İlçesinde 25 yıldır
faaliyet gösteren Termik Santral ölüm saçıyor. Santrale yakın köylerde her evden bir kişi kanser hastası...
Hacıbayramlar Köyü Muhtarı Ahmet Tavas, 2007 yılı içerisinde kanserden ölenlerin listesini tutmuş. Ölümlerin yüzde 90'ının kanserden olduğunu söylüyor. Yatağan Termik Santrali'nde 21 yıldır çalışan Mahmut Akdoğan da, işçilerin genelinde kanser ve solunum yolu hastalıkları görüldüğünü belirtiyor.
İnsan sağlığı ve çevresel sorunlar konusunda yıllardır büyük yıkımlar yaşayan Yatağan halkı, yeni bir termik santral yapılacak olmasına isyan ediyor.
1983'te devreye giren Yatağan Termik Santrali, Türkiye'de kent merkezine en yakın termik santrallerden birisi. Santral, yalnızca yaz sezonunda tatilcilerin karşısına dikilse de, Yatağanlılar
zehir kusan bacaların gölgesinde yıllardır mutsuz ve çözümsüz şekilde yaşamlarını sürdürüyor. Her geçen gün ölüme yaklaştıklarını ifade eden yöre halkı, kendilerine reva görülenin, 'katliam'
olduğunu söylüyor.
AİHM kapat dedi ama
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargının kapatma kararına rağmen Yatağan Termik Santrali'nin işletilmesine izin veren Türkiye'yi, Temmuz 2005'te tarihinde 10 bin euro tazminat ödemeye
mahkum etmişti. Tüm bunlara rağmen çözüm üretilmezken, halkın sağlığını bozan bu işletme hakkında herhangi bir işlem başlatılmıyor.
Çocukların kanında kurşun
Yatağanda yapılan bir araştırmaya göre, çocukların yüzde 95'inin kanındaki kurşun oranı normalin üzerinde çıktı.Farklı bir araştırmada ise, koyunlarda flor fazlalığının tespit edildiği
açıklandı. Yatağan'a yeni bir termik santral yapmak için kolları sıvayan devlet, halkın feryadına rağmen hazırlıklarını sürdürüyor.
Yatağan ve çevresinde yaşayan halk, ANF'ye yaptığı açıklamalarda, ikinci bir santrale izin vermeyeceklerini belirterek, santral kurulmasını teşvik eden devlete isyan etti.
Hani devlet halkı koruyordu?
Hacıbayramlar Köyü'nden Hasan Kesik, Yatağan Termik Santrali'nin yaydığı zehirli gazlar nedeniyle yıllardır sağlık sorunları ile boğuştuklarını ifade ederek, "Bu termik santral bizi öldürdü.
İkinci bir termik santral yapılırsa biz buradan göç etmek zorunda kalırız. Nedir bu milletin çektiği? Hani devlet halkını koruyordu? Bunca yıldır bizi hiç kimse korumadı. Köyümüz kanserden
kırılıyor" diye konuştu.
Hayvanlar da zehirleniyor
Veteriner Hekim Kamil Genik, ikinci termik santral kurulacağını duyduklarında 'şok' olduklarını vurgulayarak, "Yaşadığımız pisliği temizleyemiyoruz. Şimdi yeni bir santral kuracaklarmış.
Bizim her türlü yaşam hakkımıza el koydular. Hayvanlar bu santralin çıkarttığı gazlardan büyük oranda zarar görüyor. Hayvanlarda yüzde yüz verim düştü. Yatağan'da hasta olmayan insan olmadığı
gibi hayvanlarda hasta... Üst solunum yolu hastalığı yüzünden her gün küçük baş hayvanları kaybediyoruz" dedi.
Erdoğan gelsin, burada yaşasın
Turgut köyünden Önder Kesik, akciğer kanseri nedeniyle her evden cenaze çıktığını belirterek, "Bir çok arkadaşımız akciğer kanserinden öldü. Bende solunum sorunu yaşıyorum ama doktora
gidemiyorum korkudan... İnsan, hayvan, bitki herşey zarar görüyor bu santralden. Yeni kurulacak santrale asla izin vermeyiz. Devlet 'kuracağız' diyor. Biz de, 'kurdurmayız' diyoruz. Eğer
kuracaklarsa Erdoğan gelsin burada yaşasın" şeklinde tepki gösterdi.
Ekmek parası için zehirleniyoruz
21 yıldır Yatağan Termik Sanrali'nde makina teknisyeni olarak çalışan Mahmut Akdoğan'ın anlattıkları yaşanan sorunun büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Akdoğan, "21 yılı aşkın bir hizmet sürem
var burada... Türkiye'de 11 tane termik santral var. Hangisi olursa olsun insana ve doğaya zarar veriyor" diyerek durumu özetliyor.
Halkı yanıltıyorlar
Kamuoyunu yanıltan haberler yapıldığını kaydeden Akdoğan, "Bazen bilim insanları bile çıkıp 'termik santral zararlı değil' diyebiliyorlar. Bu düpedüz bir yalan. Çünkü biz bu işyerinde
çalışıyoruz ve zararlarını kendi üzerimizden görüyoruz" dedi. Yatağan'da bulunan hastanelerin Türkiye ortalamasının çok üstünde iş yaptığını vurgulayan Akdoğan, "Hastanelere gidip baksınlar.
Raporla sabitli hastalıklar var. Bu bölgede toplu ölümler başlıyacak diye korkuyorum. Benim şuan gözlemlediğim bu..." diye konuştu.
Devlet işini baştan savma yapıyor
Devletin yatırımı, 'baştan savma' şekilde yaptığına dikkat çeken Akdoğan, "Buraya 25 yıl önce bir santral yapıldı ama baca gazı arıtma tesisi yapılmadı. Çevrecilerin büyük gayretiyle baca
gazı arıtması kuruldu fakat bu kez de randumanlı çalıştırılmıyor" dedi.
Santralde çalışan işçiler hasta
Yatağan Termik Santrali'nde çalışan 600 işçinin büyük kesiminde sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Akdoğan, "Burada çalışan işçi arkadaşların en fazla sorunları nefes yollarında var. Akciğer
solunum yetmezliği var. İşyerinden emekli olup ayrılan birçok arkadaşımız şimdi kanser olduğu için hastanelerde tedavi görüyor. Hava sirkülasyonu olmadığı zamanlarda, havadaki gaz yerdeki
nemle buluşuyor ve asite dönüşüyor. Yani biz yılın belli dönemlerinde resmen asit yutuyoruz" diyerek tepkisini dile getirdi.
Asiye Nine'nin bedduası
84 yaşındaki Asiye Tavas ise, termik santrali açanlara beddua ederek, "Bizi zehirliyorlar. Zeytinlerimiz olmuyor artık, hayvanlarımız ölüyor, insanlar ölüyor. Bu santrali yapanın iki yakası
bir araya gelmesin inşallah..." dedi.
İkinci santral katliam olur
Hacıbayramlar Köyü Muhtarı Ahmet Tavas, Yatağan'a ikinci bir termik sanral yapmanın, 'katliam' olacağına dikkat çekerek, "Termik yapıyorlar, hiçbir önlem almıyorlar. Zehiri bacalardan
salıyorlar... İnsanlarımız her gün ölüyor... Kimse sesimizi duymuyor. Benim köyümden 2007 yılında 8 ölüm oldu. Bunun 6 tanesi kanserden, diğer ikisinin de hastalığı neydi bilmiyoruz. Belki
onlarda kanserdi" şeklinde konuştu.
Pazarda ürünümüzü almıyorlar
Yatağan halkının geçimini zeytincilikten kazandığını kaydeden Muhtar Tavas, "Zeytinlerimiz artık olmuyor. Yapraklarına sanki ateş değdi. Yıllardır zeytin alamıyoruz ağaçlarımızdan.
Topladığımız zeytini de satamıyoruz. Pazara götürüyoruz, Yatağan'dan gittiğimizi öğrenen müşteri almadan gidiyor" diye kaydetti. ANF
Son günlerde küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliklerinin neden olduğu sorunlar oldukça tartışılır oldu. Doğa felaketlerinin kapitalizmin etkisiyle daha katmerli sorunlara neden olduğu biliniyor. Susuzluk ya da sel baskını gibi olaylar egemen sınıf adına ülkeyi yönetenlerin uygulamalarının ürünü olabiliyor. Bu kimi zaman alınmayan önlemler, kimi zaman da bilinçli tercih sonucu yaşanıyor.
Sermaye sözcülerinin bilinçli tercihlerinin bir örneği de termik santraller konusundaki ısrardır. Çevre ve insan sağlığı açısından zararlarının bilinmesine rağmen termik santrallerde ısrar edilmesi bir avuç kapitalistin çıkarını korumaya yöneliktir. Bunun bedeli ise katledilen insan ve çevre sağlığıdır.
Termik santraller ve zararları konusunda kısa bir özet yaparsak sermaye devletinin bir avuç insanın çıkarı uğruna neleri feda ettiği daha iyi anlaşılacaktır.
Termik santraller, sağlığa ve doğaya zararlı radyoaktif atıklar üretmektedir. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun araştırmalarına göre, termik santrallerin bacalarından çıkan partiküller ve kazandan alınan külde radyoaktivite vardır. Rüzgar ve yağış etkisi ile küller çevreye yayılmakta veya toprak altına sızarak yeraltı sularının kirlenmesine neden olmaktadır. Termik santrallerden kaynaklı hava kirliliği yaşandığı ve radyoaktif maddelerin insan sağlığına etkileri ise pek çok bilimsel çalışmaya konu olmuştur. Merkezi sinir sistemi bozuklukları, anormal doğumlar, solunum yolu hastalıkları, gelişme bozuklukları, öğrenme yeteneğinde azalma, kalp hastalıkları, cilt hastalıkları ve kanser gibi vakalar görülebilmektedir. Ayrıca termik santrallerden çıkan maddeler (SO2/kükürtdioksit) asit yağmurları şeklinde havayı kirletmekte, toprak ve suyu etkilemekte, doğal bitki örtüsünü ve ormanları yoketmektedir. Asit yağmurlarının diğer zararlı etkisi ise, bakır (Cu) ve kurşun (Pb) gibi zehirli elementlerin içme sularına karışmasıdır. Termik santralin bulunduğu yöre halkı ise doğrudan bu tehditlerle karşı karşıyadır. Yanısıra termik santraller sonucu ortaya çıkan kirletici faktörlerin küresel ısınmaya katkısı olduğu bilinmektedir.
Termik santrallerin tüm dünyada yasaklanmasına neden olan bu zararlarının bilinmesine rağmen ülke toprakları sermayeye açılmıştır. Geçmişte termik santrallere karşı yürütülen mücadele sonucu yargı kararıyla yasaklanmasına rağmen faaliyete geçirilen termik santrallerin varlığı sermayenin tercihini özetliyor.
Termik santrallerin insan ve çevre sağlığı açısından ne gibi sorunlar yaratacağı, ne gibi riskler taşıdığı Yatağan örneğine bakılarak anlaşılabilir. Yatağan’da bulunan termik santral, neden olduğu uzun ve kısa vadeli sorunlar nedeniyle sürekli gündemdedir. 25 yıl önce Muğla Yatağan’da kurulan bu termik santral, kurulduğu günden bu yana yolaçtığı hava kirliliği nedeniyle gündeme gelmektedir. Yatağan ve çevresinde ekin alanlarının yanı sıra doğal bitki örtüsü de giderek yok olmaktadır. Son olarak 21 Ağustos’ta tıkanan baca gazı arıtma tesisi nedeniyle Yatağanlılar’ın yine sorun yaşadığı haberi basında yer aldı.
Termik santrallerin kısa ve uzun vadede yarattığı sorunlar sürekli gündemde iken yeni termik santral yapmak için sermaye devleti can atıyor. Sermayenin doymak bilmeyen kâr hırsı nedeniyle Silopi’ye, Adana ilinin Tufanbeyli ilçesine bağlı Kayarcık köyüne ve İzmir’in Aliağa ilçesine 2 termik santral yapılması planlanıyor.
Sermaye çıkarları söz konusu olduğunda ısrarcı davranıyor ve kendi yasalarını bile tanımıyor. 1990 yılında Aliağa’nın Gencelli köyüne termik santral kurulması kararı alınmış, ancak yöre halkının örgütlü tepkisiyle bu karar iptal edilmişti. Türkiye’nin en büyük çevre eylemi olarak tarihe geçen ve çevrecilerin ilk resmi zaferi olarak görülen bu eylemde 60 km’lik insan zinciri oluşturulmuştu. İzmir Konak Meydanı’ndan Gencelli köyüne uzanan insan zinciri eylemi sayesinde bakanlık kararı iptal edilmişti.
Şimdi yine aynı bölgedeki Gencelli ve Çakmaklı köylerine 2 termik santral kurulması planlanıyor. Sermaye devletinin sözcüleri termik santrallerin ileri teknolojiyle çalıştırılacağını ve çevreye zarar vermeyeceği ileri sürerek halkı ikna etmeye çalışıyor. Bu sözcüler Yatağan gerçeği apaçık gözler önünde dururken bunları söyleyebiliyorlar.
Termik santrallerin zararları görüldükçe belli bir çevre duyarlılığı gelişiyor. Gerek Aliağa gerekse de Adana ve Silopi’de kurulması planlanan termik santrallere karşı tepkiler yükseltiliyor. Devlet yetkilileri bu tepkileri çarpıtmak için her zaman kullandığı yönteme, yani yalanlara başvuruyor
Termik santrallerin çevreye zarar vermeyeceği iddiasının hiçbir inandırıcılığı bulunmuyor. Bergama köylüleri siyanürle altın aramaya karşı örgütlü tepkilerini gösterdiklerinde de, sermaye sözcüleri bu yöntemle altın aramanın insan ve çevre sağlığına zararı olmadığını, ileri teknoloji kullanılacağı yalanlarını medya aracılığıyla dillendiriyordu. Bergama halkının bugün yaşadığı sağlık sorunları kapitalistlerin yalanlarını açığa çıkarmaktadır. Basına yansıyan haberlere göre, son yıllarda Bergama’ya bağlı köylerde kanser oranı artmaktadır. Özellikle son 3 yıldır Bergama’ya bağlı Narlıca ve Pınar köylerinde yaşayan halk arasında kanser hastalığı sıklıkla görülmektedir. Çoğunluğu meme kanseri olan kadınlar, Ovacık Altın Madeni’nden çevreye dağılan zehirli atıklardan dolayı bu hastalığa yakalandıklarını söylüyorlar.
Kapitalist düzende insan ve çevre sağlığı dikkate alınmıyor. Suyun, toprağın havanın kirlenmesi, tarımsal alanların azalması, kuraklık, kıtlık tehlikesi, hastalıklar ve ölümler önemsenmiyor. İnsan ve çevre sağlığını gözeten bir enerji politikası gözetilmiyor. Termik santraller yerine güneş, rüzgar, jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklar tercih edilmiyor. Çünkü kapitalist düzende tercihler insandan yana değil paradan yana yapılıyor.
Bu ve benzeri sorunlara karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini Silopi, Gencelli ve Bergamalılar’ın direnişlerinden ve deneyimlerinden görmekteyiz. Sorunların dişe diş bir mücadeleyle aşılacağı bir gerçektir. Kalıcı çözüm ise, insan ve çevre sağlığını gözeten bir enerji politikası izlenmesini toplum sağlığının vazgeçilmez koşulu sayan bir düzenle mümkündür.
Termik Santral, küresel ısınma, astım, akciğer kanseri, bitki örtüsünün yok olması doğacak her çocuğun astım ve
akciğer kanseri ile yüzleşmesi demektir…
ŞEYDİŞEHİRİMİZDE, BÖLGEMİZDE, ÜLKEMİZDE ve DÜNYADA TERMİK SANTRALE HAYIR!!!
| May 2012 | ||||||||||
| M | T | W | T | F | S | S | ||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |||||
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | ||||
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | ||||
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | ||||
| 28 | 29 | 30 | 31 | |||||||
|
||||||||||